ÖYKÜ 

YOKTAN BİR HİKÂYE


Sandalyeye oturdu. Gözleri saatteydi. Tık…tık…tık… Saatin yelkovanı 12’nin üstüne geldi. Mesai bitti. N. de mesaiyle birlikte bitmişti. Son nöbetler hep bir öncekinden daha ağır geliyordu. Kalktı. Pencereleri süzdü. Üstten aralık bırakılmış, birini görüp kapattı. Koridor boyunca yanan ışıkları söndürdü. Nöbet defterini doldurdu. İmzaladı. Günün yorgunluğunu vestiyere asıp siyah şişme kabanını kollarından geçirip omuzlarının üzerinden havalandırarak giyince üzerindeki ağır yükten arınmıştı. Şemsiyesini bileğine geçirdi, gözlerine fer geldi. Kanı tazelendi. Haftayı da bitirmişti. Şarj edilmiş bir cihaz gibi enerjisi yükseldi. Sabah yarım numara bol gelen botunun ayağına tam oturduğunu fark etti. Ayakları şişmiş olmalıydı. Binanın girişindeki güvenlikçiye “İyi tatiller” diledi. Yanıtını beklemeden kendini binanın dışına attı.

Dışarı çıktığında hava kapalıydı. İncecik, zerreler halinde bir yağmur yağıyordu. Sırılsıklam ıslatmayacak kadar ince… Öyle olduğu için şemsiyesini açmadı. Yağmurda yürümek ve taze oksijeni ciğerlerine doldurmak kendini iyi hissettirdi. Bir an için sobalarda kalitesiz kömürlerin yandığı, işe ilk başladığı yılı anımsadı. Soludukça genzini yakan gökyüzünü fümeye boyayan gazları, göz gözü görmeyen havada yürüdüğü yolları düşündü. Şehrin havası doğalgaza bağlı olarak değişmişti değişmesine ama ya kaldırımlar… Kaldırımlar hiç değişmemişti. Yine yağmur suları birikiyordu. Ağaçlar, esnafın kaldırımlara taşan gereçleri, aydınlatma ve uyarı levhalarının direkleri ve o günlerde pek olmayan kaldırıma park eden araçlar engelsiz bireylerin dahi yürümesine engel oluşturuyordu.

Semtteki binaların bir kısmı kentsel dönüşümle yenilenmişti. Bir kısmı yoğun bakımdan çıkamayacaktı, yeniden dirileceği günü bekliyordu. Bazılarıysa makyajla gençleşmişti, yıkıma direniyordu. N., direnenleri çok seviyordu. Özellikle onlarca yıldır aynı binada hizmet vermeyi sürdüren esnafların varlığıyla mutlu oluyordu. İçlerinde babadan oğula geçenler de vardı ki onlar kentin belleğiydi. Geçen yıllar içerisinde sayıları o denli azalmıştı ki bu esnafın! Gün geçmiyordu ki yol üstündeki bir esnaf kepenk kapatıp ticari yaşamına son vermesin veya daha az kira ödeyeceği kuytu bir pasaj köşesine yerleşmesin. Pasajların müşterileriyse vefalı kadim dostlar gibiydi.

N. zihnini meşgul eden bu düşüncelerle yürüyordu. Kaldırımlarda ve yol kenarında biriken suların her an üzerine sıçratılacağı riskine karşı tetikteydi. Yürürken bir yandan da uygunsuz budamalarla gövdesi şekilsiz büyüyerek eciş bücüş olan, kent peyzajına uygun olmadığı için devasa büyüklüklere ulaşıp kaldırımların yapısını bozarak yayalar için birer tuzağa dönüşen orman ağaçlarının dallarından sakınmak gerekiyordu.

Yürüyünce zihnen ve bedenen günün yorgunluğunu büyük ölçüde üzerinden atmıştı. Ancak yol uzadıkça yeniden yorulmaya başladı. Eve yaklaşınca fırından iki ekmek aldı. Fırınla ev arasındaki yokuş gözünde büyüdükçe büyüdü. Tıslayarak tırmandı. Eve zor attı kendini. Ekmek poşetini kendini kapıda karşılayan Z.’ye verdi. M. uyuyordu.

Yemekten sonra salona geçti. Tekli koltuğa yığıldı adeta. Gazeteye hızlıca göz atıp telefonu aldı eline. Mesajlara göz attı. Birkaçına yanıt verdi. Sosyal medyada dolaşırken göz kapakları ağırlaştı. Başı yana düştü.

Sarsılarak uyandırıldı. Koltukta otururken derin bir uykuya geçmişti. Aptal aptal bakındı. Neden uyandırıldığını anlamaya çalıştı. M. başında dikiliyordu.

– Ne var? Ne oldu?

– Kakam geldi, baba.

– İshal misin, kabız mısın, ne yapayım istiyorsun?

– Numune vereceğim ya!

O zaman N.’de şafak attı. Fırlayıp hızlıca tuvaleti numune verilecek pozisyona getirdi. Numune kabı kilitli poşetin içinde ve aynalı dolabın üzerinde öylece o anı bekleyip duruyordu. Kabı da hazırladı. Üzerini giyinmeye başladı. O anı tam iki aydır bekliyorlardı. M. vermesi gereken gaita numunesini iki aydır bir türlü verememişti. Hastane yalnızca 09.00-21.00 saatleri arasında numune kabul ediyordu. Üstelik numune kaba alındıktan sonra 40 dakikalık zaman aralığında laboratuvara teslim edilmesi gerekiyordu. Aksi durumda gaitanın yapısı bozulduğundan analizi yapılamıyordu. Giyindiğinde numune alınmaya hazırdı. Numuneyi kaba alıp yıldırım gibi evden çıktı. Apartman kapısından çıkarken saate baktı. 19.30’du.

En geç 20.10 da laboratuvara teslim etmiş olması gerekiyordu. Uygun yerde park halinde olduğundan araç çıkışında sorun olmadı. Normalde 8-9 dakikada gidilecek olan hastaneye yoğun zamanlarda bir saatte gittikleri de olmuştu. Trafiğin açık olmasını dileyerek yola koyuldu. Hatırı sayılır bir trafik vardı. Zaman zaman dörtlüleri de yakarak olabildiğince hızlı hastaneye ulaştı. Hastane önüne geldiğinde 24 dakika olmuştu. Her yer doluydu. Yağmur devam ediyordu. Zaman kaybetmemek için sıkışıkça bir yere park etti. Koşarak laboratuvara geldi. Laboratuvarda kimsecikler yoktu. Nefes nefese kalmıştı. İçeri doğru seslendi. Genç bir erkek bankoya geldi.

Camın gerisinden hastanın ve doktorun adını söyledi. İki ay önce istem yapıldığını, tahlil parasını ödedikleri halde bir türlü numune veremediklerini ancak şimdi getirebildiğini belirtti. Tıbbi sekreter hastanın T.C. kimlik numarasını sordu. N. ezberden söyledi. Görevli istemin görünmediğini söyledi. İstemin iki ay önce yapılmış olduğunu ve paranın ödendiğini yineledi. Hatta numune veremeyince ücret iadesi istediğini ancak muhasebe yetkilisinin ay döndüğü için iade prosedürünün uzun sürdüğünü, ne zaman isteseler numune verebileceklerini, o zaman buna mahsup edeceklerini söylediğini bir çırpıda aktardı. Tekrar ekrana bakan genç, “Dokuz günü geçtiği için sistem kapanmış. Doktorunuzun yeniden istem yapması gerekiyor” deyince soğuk soğuk terledi. Numune teslim süresi dolacaktı. Klinikler paydos edeli iki saatten fazla olmuştu. Doktora ulaşması olanaksızdı. Kekelemeye başladı. Genç durumuna acımış olmalıydı. Kendince çözüm üretti. Danışmaya yönlendirdi.

Danışmadaki personele hızlıca durumu aktarınca servisteki nöbetçi hekime ulaşıp ona durumun aktarılmasının doğru olacağı sonucuna vardılar. O anda N.’nin telefonu çaldı. Bilinmeyen numaraydı. Aklına doktorun kulağına durumun ulaşmış olabileceği ve onun çözüm için aramış olabileceği geldi. Hemen açtı. Telefondaki ses “Arabanız geçişi daralttığı için araçlar geçemiyor derhal yolu açmanız gerekiyor” deyince. N. nöbetçi servis hekimine durumu anlatmak işini danışmadaki genç kıza bırakıp hızla aracın başına gitti. Telefondaki şahsın söylediği gibi oradan geçemeyip bekleyen bir araç yoktu. Yolun daraltılmış olduğu doğru olmakla birlikte araçlar dikkatlice geçebilirlerdi. Yine de üç araç ötede az önce olmayan bir boşluk görünce çabucak aracını oraya aldı. Uçarcasına danışmaya gitti. Genç kız yanıt alamadığını söyledi. Yeniden aradı. Sonra bir daha ve bir daha… Peş peşe dört aramaya da yanıt veren olmadı. N.’nin telaşlı haline bu kez danışmadaki genç kız acımış olmalıydı ki o da kendi çapında çözüm üretti. İdare amiri şu anda hastanedeydi ve sorunu çözse çözse o çözebilirdi. İstem yapılıp tahlil parası da iki ay önce ödendiğine göre bir yol bulabilirdi.

N. şimşek gibi idare amirinin odasına dalıp yıldırım hızıyla durumu aktardı. İdare amiri de N.’ye acımış olmalıydı. Çözüm üretme çabasına girdi. Duruma müdahale yetkisinin olmadığını, ancak acil nöbetçi başhekim yardımcısının sorunu çözebileceğini söyledi. Bunu duyunca N. lüververden fırlarcasına alt kattaki yetişkin acilin kapısında aldı soluğu. Belli ki idare amiri telefon etmiş olmalıydı. Kapılar açılı açılıveriyordu. Bir delikanlı önüne düşüp nöbetçi başhekim yardımcısı koridoruna geçirdi. Son dönemeçte beklemesini söyleyip odaya girdi. N. saate baktı, yalnızca 5 dakika sonra analiz için gelen numune incelenebilir olmaktan çıkacaktı. N., “Acil” diye sesini yükseltince muhtemelen dinlenmek üzere uzanmış olan başhekim yardımcısı toparlanarak çıktı.

Aynı metni tekrarlamaktan iyice sözcükleri ezberlemiş olan N. zamanın iyice azaldığını da vurgulayarak konuşmasını bitirdiğinde nöbetçi başhekim yardımcısıyla acil bankolarına geri gelmişlerdi. Bu arada idare amiri de acile inmişti. Başhekim yardımcısı cep telefonundan bir yerleri ararken dört dakika kaldığını fark eden N. panik halindeydi. “Bir gaita tahlili için iki ay daha mı bekleyeceğiz şimdi?” diye sayıkladı. Bir ter boşaldı. İç çamaşırlarına kadar terledi. Nöbetçi başhekim yardımcısı telefondaki kişiye derhal nöbetçi servis hekiminin acile telefon etmesini istedi. N.’nin durumu o ana kadar boş boş oturan acil servis çalışanlarını da harekete geçirmişti. Herkes bir şeyler yapmaya çalışıyordu. Acil kayıt bilgisayar girişlerini yapan genç, hasta T.C.’sini istedi. T.C. numarasından geçmişe dönük istem bilgilerine ulaşmaya çalışacaktı. Bazı bilgileri görebiliyordu. Ancak sorunu bu yoldan çözemiyorlardı. İki dakika kalmıştı. Acilin telefonu çaldı. Arayan servisteki nöbetçi doktordu. Durum ona da anlatıldı. Numuneyi dolaba koyup yarına kadar koruma altına alarak bekletmenin, yarın da kendi doktoruyla görüşerek yeniden istemde bulunup tahlilin yapılmasının en doğru yol olduğunu söylediğinde yalnızca bir dakika kalmıştı. N.’nin umutları tükendi. Dünya başına yıkıldı. Altmış saniye sonra zaten numunenin yapısı bozulacaktı. Oysa altmış saniyede laboratuvara ulaşamazdı. Ulaşabilse bile iş işten geçmiş olacaktı.

N. omuzları çökmüş umutsuz bir halde üzgün ve sitemkâr bir ses tonuyla “Geçmiş olsun,” dedi, “numune bozuldu, bu saatten sonra tahlil falan da yapılamaz.” Umutları tükenmiş halde yenilme psikolojisiyle orayı terk edecekken acilin telefonu çaldı. Arayan laboratuvardaki numuneyi teslim ettiği tıbbi sekreterdi. N. numuneyi bıraktıktan sonra danışma, otopark, servis, idare amiri, acil, nöbetçi başhekim yardımcısı koşturup dururken o, numuneyi dolaba koyup N.’yi beklemiş. Gelmeyince de nerelerde olabileceğini kestirip oraları arayarak ona ulaşmaya çalışıyormuş. N. bir anda uykudan uyanırcasına kendine geldi. “Yarına kadar numune bozulmaz mı?” diyebildi. Koro halinde “Bozulmaz” dediler. Teşekkür edip iyi akşamlar diledi. Ayrıldı.

İçi rahat etmedi. Giderken laboratuvara uğradı. Genç laborant “Siz gelmeyince numuneyi dolaba, korumaya aldım. Yarın istem yaptırdıktan sonra mutlaka burayı arayıp bilgi verin. Tahlili yapar arkadaşlar” dedi. N., “Peki, numune yarına kadar bozulmaz mı?” dedi. “Bozulmaz. Ama istem yaptırmazsanız tahlili yapamazlar. Siz mutlaka doktoruna ulaşıp istem yaptırın. Sonrasında da mutlaka buraya bilgi verin ki işleme alsınlar.”

N. yeniden doğmuş gibi laboratuvardan ayrılırken “Teşekkür ederim. İyi nöbetler” diyebildi. Yüzüne kocaman bir tebessüm geldi oturdu. Arabasına bindi. Derin bir soluk aldı. Yüzü aydınlandı. Yol nasıl bitti anlamadı. Aracını park etti. Apartman kapısından girerken saatine baktı. 20.30 du. Topu topu bir saat olmuştu.

Yüz yıl geçmiş gibiydi.

-BİTTİ-

Paylaş:

Benzer yazılar

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
hiltonbet
vdcasino
betorder
betorder
vaycasino
vaycasino
betgaranti
betgaranti
betpark
vaycasino
vaycasino
vdcasino
vdcasino
betpark giriş
vaycasino
vaycasino
vdcasino
betgaranti
betpark
norabahis
norabahis
norabahis
norabahis
norabahis
norabahis
norabahis
hititbet
hititbet
holiganbet
hititbet
vaycasino
vaycasino
betpark
vaycasino
Betgaranti
betgaranti
vdcasino
vdcasino
hititbet
imajbet
betasus
jojobet
hititbet
hititbet
norabahis
meritking
meritking
vaycasino
vaycasino
betpark
betpark
vdcasino
vdcasino
betgaranti
vaycasino
vaycasino
vdcasino
vdcasino
betgaranti
betgaranti giriş
vaycasino
vaycasino
vdcasino
vdcasino
norabahis
norabahis
hiltonbet
bettilt
bettilt
hiltonbet
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
norabahis
norabahis
hiltonbet
norabahis
norabahis
hiltonbet
norabahis
norabahis
bettilt
bettilt
betgaranti
vaycasino
vaycasino
vdcasino
betpark
bettilt
bettilt
vaycasino
vaycasino
betpark
vaycasino
vaycasino
vaycasino
vdcasino
betpark
bettilt
vaycasino
hiltonbet
hiltonbet
meritking
hititbet
hititbet
meritking
meritking
betorder
betorder
betorder
betorder
roketbet
roketbet
imajbet
hiltonbet
hiltonbet
betnano
betnano
betnano
holiganbet
bets10
bets10
romabet
romabet
betnano
betnano
betpark
vaycasino
betgaranti
vaycasino
betorder
betorder
bettilt
vdcasino
betpark
betpark
vaycasino
vaycasino
elexbet
betgaranti
vdcasino
betgaranti
vdcasino
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
vaycasino
vaycasino
vdcasino
vdcasino
bets10
betnano
betnano
holiganbet
holiganbet
betnano
betpark
holiganbet
roketbet
roketbet
roketbet